Alternativist: Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi - Alternativist

İçeriğe git

  • 44 Sayfa +
  • « İlk
  • 38
  • 39
  • 40
  • 41
  • 42
  • Son »
  • Konu Açamazsınız
  • Cevap Yazamazsınız

Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi sağlıkla ilgili her şey...

#581 Kullanıcı Çevrimdışı   Aytence 

  • kelebenk
  • Grubu: uye
  • İletiler: 6.762
  • Kayıt tarihi: 23-Ocak 06
  • Gender:Female
  • Interests:Edebiyat/Şiir

Eklenme Tarihi: 28 Haziran 2010 - 18:01

Klima hasta ediyor zaten insanı. :)
Ama yine de doğru kullanılırsa müthiş bir icat olduğunu kabul ediyorum. apr

#582 Kullanıcı Çevrimdışı   kzltmr 

  • Psipsina di svizera
  • Grubu: uye
  • İletiler: 17.252
  • Kayıt tarihi: 30-Ağustos 05
  • Gender:Male
  • Location:acıbadem/ist

Eklenme Tarihi: 19 Temmuz 2010 - 13:46

BOL SU İÇİNNNNN ve kıpırtılı sular hayal edin... (boğucu havaya karşı önlem olarak)


Resmi ekleyen

Resmi ekleyen

#583 Kullanıcı Çevrimdışı   vertigo 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 12.037
  • Kayıt tarihi: 31-Ağustos 05
  • Gender:Female

Eklenme Tarihi: 19 Temmuz 2010 - 14:39

Migren ağrısı çekenler için gecen tv de balık, ekmek ve peynirin ağrıyı tetiklediğini söyledi. Çikolata sanıldıgı gibi ağrıyı arttıran bir besin değilmiş. Migren sancısı öncesi kişinin canı çikolata isteyebilirmiş ama yemese de ağrı kapıdaysa gelirmiş, çikolataya suç atılmasın yani. :rolleyes:

#584 Kullanıcı Çevrimdışı   Aytence 

  • kelebenk
  • Grubu: uye
  • İletiler: 6.762
  • Kayıt tarihi: 23-Ocak 06
  • Gender:Female
  • Interests:Edebiyat/Şiir

Eklenme Tarihi: 20 Temmuz 2010 - 09:25

Aaaa evet yaaa
Çikolata masumdur! ungeudeulde1

#585 Kullanıcı Çevrimdışı   kzltmr 

  • Psipsina di svizera
  • Grubu: uye
  • İletiler: 17.252
  • Kayıt tarihi: 30-Ağustos 05
  • Gender:Male
  • Location:acıbadem/ist

Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2010 - 12:19

Öfke Kontrolü

Gündelik hayatımızın stresinden kaynaklanan gerginlik sebebiyle çoğu zaman küçük olaylara aşırı tepki vererek patlamalar yapmamıza neden oluyor. Mühim olan bu öfke patlamaları sırasında karşımızdaki kişiyi kırmadan hareket etmek. Tabi bu olay o öfke halinde bi hayli zor oluyor. Malesef çoğumuz bu patlamalar sırasında ileride pişmen olabileceğimiz sözler de sarfedebiliyor. Öfkenin zararlarından mümkün olduğunca sakınabilmek için önce öfkeyi tanımalı ve onu kontrol yöntemlerini bilmeliyiz. Yazımızda bu yöntemler hakkında bilgi sahibi olacaksınız.
Öfke sizin için ne ifade ediyor?
A. Normal,
B. Herkes tarafından hissedilen,
C. Vazgeçilemeyen,
D. Güçlü fakat kontrol edilmesi öğrenilebilen,
E. Saldırganlıkla aynı şey olmayan (saldırganlık; öfkenin kontrol edilemediği durumda ortaya çıkan bir davranıştır),
F. Yukarıdakilerin hepsi.

Eğer cevabınız F ise, öfkenin herkes tarafından hissedilen normal bir duygu olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. Öfke bir davranış değildir. Öfke hayatın bir parçasıdır ve toplumun bize öfkemizle nasıl baş edeceğimizi öğretmede pek başarılı olduğu söylenemez. Genellikle kızların öfkeli görünmesi hoş karşılanmazken, erkeklerin öfkelerini olumsuz davranışlarla dışa vurmaları teşvik edilir ve ödüllendirilir. Peki öfke nedir?

ÖFKE
Öfke uygun ifade edildiğinde, son derece sağlıklı ve doğal bir duygudur. Ancak kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüşürse okul-iş hayatında, kişisel ilişkilerde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açar. Pek çok kişisel ve sosyal problemlerin (örneğin, çocuk istismarı, aile içi şiddet, fiziksel ya da sözel saldırganlık, toplumsal şiddet) temelinde öfke vardır. Öfke hem dışsal, hem de içsel bazı olaylarla ortaya çıkar.
Arkadaşınız, anneniz, kardeşiniz, sokaktaki bir adam, öğretmeniniz gibi belli bir insana öfkelenebileceğiniz gibi; trafik sıkışıklığı, iptal edilen bir randevu gibi bir olaya da öfkelenebilirsiniz. Öfkelenmenizden kendi kişisel kuruntularınız sorumlu olabileceği gibi, daha önceden başınızdan geçmiş ve sizi öfkelendirmiş bazı olayların anıları da sorumlu olabilir.
Genellikle öfkeye yol açan nedenler arasında; engellenme, haksızlığa uğrama, fiziksel incinme ve yaralanmalar, tacize uğrama, hayal kırıklığı, saldırıya uğrama, tehditler sayılabilir.

Psikologlara göre, öfkelendiğimizde 5 boyut birbiriyle ilişkili ve eşzamanlı olarak aktif olur. Bu boyutlar:
• Biliş – O andaki düşüncelerimizdir.
• Duygu – Öfkenin yol açtığı fiziksel uyarılmadır.
• İletişim – Öfkemizi çevremizdekilere yansıtma biçimimizdir.
• Etkileniş – Öfkeli olduğumuzda hayatı algılayış biçimimizdir.
• Davranış – Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışlardır.

Öfke Durumunda Vücut Tepkileri
Öfke, çok hafif bir tepkiden hiddete kadar farklı yoğunlukta yaşanan bir duygudur. Diğer duygular gibi fizyolojik ve biyolojik değişmelerle birlikte hissedilir. Eğer dinlemeyi biliyorsak, vücudumuz bize öfkeli olduğumuz konusunda bilgi verir. Öfkenin fiziksel işaretleri vardır:
• Uyaran duyguyu harekete geçirir,
• Stres ve gerginlik başlar,
• Enerjiyi arttıran Adrenalin salgısı artar,
• Nefes alıp verme sıklaşır,
• Kalp atışları hızlanır,
• Kan basıncı artar,
• Vücut ve zihin “savaş ya da kaç” tepkisi için hazırdır.

-Sağlığa Etkisi
Uzmanlar bastırılan öfkenin kaygı ve depresyona yol açtığını iddia ediyorlar. İfade edilmeyen öfke, kişiler arası ilişkileri bozabileceği gibi, zihinsel ve fiziksel problemlere de yol açabilir. Doğru ifade edilmeyen öfkenin yol açtığı fiziksel problemler arasında;
• Baş ağrıları,
• Mide rahatsızlıkları,
• Solunum problemleri,
• Cilt problemleri,
• Jenital ve böbrek fonksiyonlarında problemler,
• Artirit,
• Sinir sistemi rahatsızlıkları,
• Dolaşım sorunları,
• Varolan fiziksel rahatsızlıkların kötüleşmesi,
• Duygusal rahatsızlıklar,
• ve intihar sayılabilir.

-Öfkemizi Boşaltmak İyi Midir?
Psikologlar artık bunun çok yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir. Bazı insanlar bu inancı, diğer kişileri incitmek için verilmiş bir onay gibi algılamaktadırlar. Araştırmalar, kızgınlık duygusunun “boşaltılması”nın kızgınlık, öfke ve saldırganlığı daha çok arttırdığını ve sorunu çözmek için hiçbir yararı olmadığını göstermektedir. Onun için en iyisi, kızgınlığınızı neyin tetiklediğini bulmanız ve kendinizi kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabileceğiniz stratejileri geliştirmenizdir.
Öfke Kontrolü
Öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya “öfke kontrolü” denir. Öfke kontrolünde temel amaç; saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır.
Öfke kontrolünü öğreten pek çok yöntem vardır. Doğru yöntem kişiden kişiye değişir. Doğru yöntemi belirlerken; kişinin kendi kişiliğine, yaşam tarzına uygun olanı seçmesi ve seçtiği yöntemi uygularken günlük yaşamında fazladan sıkıntı hissetmemesi göz önüne alınması gereken temel faktörlerdir.

Genel olarak öfke kontrol yöntemleri; bilişsel, duyuşsal, iletişim, duygusal ve davranışsal boyutları içerir.
Bilişsel Yöntemler:
• Kışkırtmanın tanımlanması – Sizi kışkırtan durumlarla yüzleşme ve bunlardan kaçınma verisi sağlar.
• Alternatif açıklamalar – Sizi kışkırtan olaya değişik açıklamalar getirmek ve farklı bakış açıları düşünmek, sizi daha doğru tepkiler vermeye yönlendirebilir.
• Öfkenin çarpıtmalarıyla savaşma – Öfkenizi, düşünme biçiminizi yeniden gözden geçirmek için bir uyarı olarak kullanabilirsiniz.
• Öfke kontrol yönergeleri – Öfkelendiğinizde, öfkenizi kendinize ait yönerge cümleleriyle kontrol etmeye çalışabilirsiniz (“öfkenin seni ele geçirmesine izin verme”, “derin bir nefes al” gibi).
• Beklentilerin netleştirilmesi – Karşılaşabileceğiniz olayları önceden tahmin edip ona göre davranabilirsiniz.
• Zihinsel tekrarlar – Olumlu bir olayı örnek alıp, ardından kafanızda tekrarlayıp ders çıkarabilirsiniz.
Duyuşsal Yöntemler:
• Biofeedback –Öfke durumunda vücudunuzun nasıl tepkiler verdiğini keşfederek, bunu fiziksel uyarılmanızı azaltmak, düşünce ve davranışlarınızı değiştirmek için bir ipucu olarak kullanabilirsiniz.
• Alternatif uyarılma oluşturma – Öfke ya da fiziksel uyarılmaya muhalif başka bir uyarılma (örneğin, gevşeme ve espri) oluşturmak için öfkenizi bir ipucu olarak kullanabilirsiniz.
• Uyarılmanın yönünü değiştirme – Öfkelendiğinizde yaşadığınız fiziksel uyarılmanın yarattığı enerjiyi, üretime dönüşebilecek önemli bir kaynak olarak kullanabilirsiniz.
İletişim:
• Atılganlık (kendini ifade etme) – Size gereksinimlerinizi ve meşru haklarınızı kabul edilir yollarla ifade etme becerisini öğretir.
• Dinleme – İletişim kanallarınızı açık tutmanızı sağlar.
• Tartışma – İki insan arasındaki çatışmayı fikir birliğine vararak çözme sürecidir.
• Eleştirme – Yapıcı eleştiri yapabilme ve alabilme becerisidir.
• Yansıtma – Kişinin, davranışının kabul edilemez olduğunu algılama sorumluluğunu alma becerisidir. Tanımlandıktan sonra, kabul edilemez olan davranış özel olarak açıklanr. Durum somut ve açık olarak ifade edilir.
• Övme – Diğer kişinin savunmacı davranma şansını azaltır.
Duygusal Yöntemler:
• Duyguların farkında olma – Duyguların doğru yöntemle ifade edilebilmesi için, öncelikle tanınmaları gerekir.
• Duyguları ifade etme – Duyguları olumlu yolla ifade etme becerisi.
• Olumlu etki yaratma – Kendinizi olumlu duygu durumunda tutun, çevrenizdekilerde olumlu etki bırakın, her günde olumlu bir olay bulun, yapabileceğiniz ölçüde yardım önerin ve nazik olun.
Davranışsal Boyut:
• Kendi öfke davranışını öğrenme – Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışları belirleme.
• Verimli (üretken) öfke davranışı oluşturma – Kendinizi kışkırtan ve yıkıcı davranışlardan uzak tutarak, öfkelenmekten koruyun.
• Davranış değiştirme: Yeni hareketleri kolaylaştırma – Öfkelendiğinizde sergilediğiniz olumsuz hareketleri daha olumlu olanlarla yer değiştirin.
• Öfkenin ABC’sini öğrenme – Bu yöntem size, öfkelenmenize yol açan sebepleri (Anger trigger), sizin davranışlarınızı (Behavior) ve davranışlarınızın sonuçlarını (Consequences) gözden geçirme ve yeniden değerlendirme fırsatı tanır.

ÖFKE KONTROL YÖNTEMLERİ
Bilişsel Yöntemler
Öfke kontrolünde bilişsel yöntemler denince akla, zihinsel anlamlandırma süreçleri ve düşünceler gelmelidir.
Bilişsel Yeniden Yapılandırma
Bu strateji en basit anlamıyla düşünme tarzınızı değiştirmek demektir. Kızgın insanlar düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler.
• Kızgın olduğunuz zaman genellikle düşünceleriniz gerçeği yansıtmaktan çok,
olayların abartılmış ve çarpıtılmış bir şekilde algılandığını yansıtır. Bu tür düşünceleri fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin. Örneğin; kendi kendinize “Eyvah! Şimdi her şey mahvoldu!” gibi bir şey söylemek yerine, “Evet, çok can sıkıcı! Neden kızdığımı çok iyi anlıyorum. Ama dünyanın sonu değil ve buna kızmam, bu olayı olmamış hale getirmeyecek.” diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden geçirerek deneyin. Kızgınlığınızın hangi düşünceyle arttığını ya da azaldığını görün.
• Farkında olmadan çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, “asla!” ya da “her zaman!” gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. “Bu asansör asla çalışmaz!” ya da “Zaten her zaman telefon etmeyi unutursun!” gibi cümleler sadece hatalı değildir; aynı zamanda kızgınlık duygunuzda haklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar ve siz durumla ilgili yargıyı vermiş olduğunuzdan, problemin çözümüne de katkıda bulunmaz. Örneğin, randevularına sürekli olarak geç gelen bir arkadaşınız olduğunu düşünelim. Hemen saldırmaya kalkmayın. Bunun yerine, neyi elde etmek istediğinizi, amacınızı düşünün. Sizin asıl istediğiniz arkadaşınızın randevuya sizinle aynı saatte gelmesi değil mi? O halde “Her zaman geç kalırsın! Tanıdığım en sorumsuz ve kayıtsız kişisin!” gibi yargılardan kaçının. Bu tür cümleler sadece arkadaşınızı incitmeye ve onun da kızmasına yol açacaktır. Ancak sorunun çözümüne katkıda bulunmayacak, hatta ilişkiyi bozarak zorlaştıracaktır. Bunun yerine; eğer bu arkadaşınız sizin için önemliyse, problemin ne olduğunu ortaya koyup her ikiniz için de işe yarayacak bir çözüm yolu bulmaya çalışabilirsiniz. Kendinize; öfkelenmenin hiçbir şeyi çözmeyeceğini, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olmayacağını, hatta daha da kötü hissedebileceğinizi hatırlatın.
• Mantık öfkeyi yener, çünkü haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza sığının. Yıllarca dünyayı ve karşılaştığı olayları belli bir bakış açısıyla değerlendiren birine, yeni bir anlamlandırma biçimi kazandırmak uzun ve zorlayıcı bir çaba gerektirir. Sinirlendiğinizde tepki vermeden önce 5 kere nefes alıp verin ya da içinizden 10’a kadar sayın. Bu arada olaya olumlu bakma konusunda kendinizi uyarın. Hem karşınızdaki kişiyi ya da kişileri kırmamış olursunuz, hem de kendinizi öfkenin zararlı etkilerinden korumuş olursunuz.
“Öfkeyle kalkan, zararla oturur” sözü, bu yöntemin tarihinin ne kadar eski olduğunu bize gösteriyor. Tepki vermeden önce kendinize tanıyacağınız 15 saniyede hızlı bir değerlendirme yapabilirsiniz:
• Nerdeyim?
• Kimlerleyim?
• Neler oluyor?
• Zihnimden neler geçiyor?
• Olaya nasıl bir anlam verdim?
• Beklentilerim neler?
• Neler yapıyorum?
Günlük yaşamda, zamanı dondurup kendimizi değerlendirmemiz mümkün değil kuşkusuz. Ancak bu soruların tümünü olmasa bile, hiç değilse 2-3 tanesini kendimize sorabileceğimiz 15 saniyelik bir mola, tepkilerimizi yumuşatacak ve daha az öfkeli olmamıza yardımcı olacaktır.

-Problem Çözme
Sizi öfkelendiren bir durumla karşı karşıya olduğunuzda, bunu sadece bir problem olarak düşünüp bir isim koymaya çalışabilirsiniz. İsimlendirdiğiniz problemi çözmeye çalışmak, ad koyamadığınız ve duygusal boyutu ile mantıksal boyutunu ayrıştıramadığınız bir sorunu çözmekten daha kolaydır. Şimdi önce isim verme ve problemi tanıma sürecine bakalım:
1. Problemi Belirleme:
- Problem hakkında bilgi toplama,
- Problemi alt problemlere indirgeme,
- Problemin bir yönünü seçip somutlaştırma,
- “Bu neden bir problem?” sorusuna cevap arama,
- “Kimin için bir problem?” sorusu üzerinde düşünme,
- “Bu probleme benim katkım ne?” (Bu konunun problem olmasına nasıl bir katkıda bulundum?) sorusu üzerinde düşünme,
- “Başka kimin katkısı var?” (Bunun problem haline gelmesinde içten içe suçladığım birileri var mı, kimler?) sorusu üzerinde düşünme,
- “İdeal çözüm ne olurdu?” sorusuna cevap arama,
- “Nasıl bir sonuçla yetinebilirim?” sorusunu cevaplandırma.
İlk aşamada bu sorular üzerinde düşünerek, detaylarıyla birlikte problemin farkına vardıktan sonra ikinci aşamaya geçilebilir. Bu aşamaların tümünü mümkünse yazarak yapmak çok yararlı olacaktır. Sorunun tümüyle üstesinden gelene kadar yazdıklarınızı atmayın ve özellikle değerlendirme aşamasında tekrar onlara göz atın.
2. Seçenek Listesi:
- Tüm seçenekleri sıralama: Aklınıza gelen ve çözüme yararı olabilecek tüm seçenekleri (saçma bile olsa) düşünün ve kaydedin.
- Listenize “kaçma” (görmezden gelme) seçeneğini yazmayı unutmayın. Bu çok doğal bir tepki ve sizin hakkınız.
- Kabullenme seçeneği de listenizde bulunması gereken alternatiflerden biri. Bazı sorunlar (özellikle sizin dışınızdaki insanların kişilikleriyle ilgili olanlar) çözülemeyebilir ve bu noktada durumu olduğu gibi kabullenmek çok gerekli ve rahatlatıcı bir çözüm yolu olabilir.
- Tüm seçenekleri sıraladığınız yazılı bir listeniz olsun.
3. Plan Yapma:
- Seçenek listenizin tüm alternatiflerini inceleyin ve aklınıza yatan, içinize sinen bir tanesi üzerinde karar verin.
- “Karar verdiğim seçeneği nasıl gerçekleştirebilirim?” sorusunu sorun kendinize ve buna verdiğiniz cevapları yazın.
- İhtiyaçlarınızın listesini çıkarın. “Bu sorunu, bu yolla çözmek için ne(lere) ihtiyacım var?” diye sorun kendinize ve ihtiyaçlarınızı sıralayın.
- Plan yapma aşamasında karşılaşacağınız engelleri de tahmin etmeye çalışmak yararlı olacaktır. “Beni ne engelleyebilir?” sorusunu sorun kendinize ve engel olarak karşılaşma olasılığınız olan her noktayı yazın.
- Bunlardan sonra kendinize bir eylem planı oluşturun. Yapacağınız her şey, yazılı olarak, adım adım belirlenmiş olsun.
4. Değerlendirme:
- Planınızı uygulamaya başladığınız andan itibaren değerlendirme yapmanız yararlıdır. Arada durup “Durum ne yönde değişti?” sorusuna cevap arayın.
- Bulduğunuz çözümün size neye malolduğunu kendinize sormanızda büyük yarar var. “Bana neye maloldu? Kazançlarım, kayıplarım neler?” sorularına cevap bulmaya çalışın. Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar olumluysa planınızı uygulamayı sürdürebilirsiniz. Ancak size çok şeye malolduğuna ve kaybettirdiklerinin kazandırdıklarından çok olduğuna karar verirseniz ikinci aşamaya geri dönüp, yeni bir çözüm yolu bulmakta yarar var demektir. Bu durumda yeni bir plan yapıp uygulamak uygun olabilir.
• Yaptığınız planı uygularken elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın, ama yanıtları hemen bulamıyor ve sonuca hemen ulaşamıyorsanız kendinizi cezalandırmayın. Eğer soruna iyi niyetle yaklaşır, çabalar, “ya hep, ya hiç” tarzı düşünmez, elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ederseniz, sabrınızın taşma ihtimali de düşük olur.
• Bazen kızgınlık ve engellenmişlik duyguları, yaşamdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. “Her problemin bir çözümü vardır!” şeklindeki kültürel inançlarımız da, çözüm bulamadığımızda bu engellenmişlik duygularını artırır. Kızgınlık duyguları böyle durumlarda yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum, önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır. Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir ve yukarıda anlatıldığı gibi bir planlamayla problem çözme teknikleri kullanılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa, çözüm üzerinde odaklaşmak yerine, en iyi strateji, sorunla yüzleşmek ve kabullenmektir.
Önerilerimizi Gerçek Hayattan Örneklendirelim:
• Zamanlama: Eğer sevdiğiniz biriyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur ve belki sadece zamanlama hatasından sinirleniyorsunuz ve tartışma çıkıyordur.
• Kaçınma: Eğer babanızın televizyonda maç izlerken sinirli olması sizi de etkiliyor ve sinirlendiriyorsa, o saatte odanıza çekilin. Sizi öfkelendiren şeylere bakmaktan kendinizi alıkoyun. “Ama öfkelenmemem için babamın bağırıp çağırmaması lazım” demeyin. Konu şu anda bu değil. Konu kendinizi olabildiğince sakin tutabilmeniz.
• Alternatifler bulma: Eğer her hafta sonu arkadaşlarınızla buluşmaya giderken yoldaki trafik sizi engellenmişlik ve öfke duyguları içinde bırakıyorsa, bunu çözmeyi iş edinin. Elinize bir harita alıp aynı yere farklı, belki daha uzun ama daha rahat, manzaralı, hoş bir yoldan gitmeyi ya da evden daha erken/geç çıkmayı deneyin.
Öfke Kontrol Yöntemlerinden Birkaçı:
1. Gevşeme: Kontrollü nefes alıp verirken olumlu durumların hayal edilmesi
2. Telkin: Tüm dikkati yoğunlaştırarak zihnimize emirler gönderme
3. Düşünceleri değiştirme: Olumsuz düşüncelere yoğunlaşmak yerine, olumlu olan düşüncelere yoğunlaşmak.
4. Problem çözme yöntemi
5. İletişime ağırlık verme
6. Çevreni değiştirme

Not : Bunların hiçbiri sorununuz yapı olarak ilerlemişse psikolojik yardım almadan en doğru biçimde kullanılamaz.

Kaynaklar: 1- Kökdemir, H. (2004). Öfke ve öfke kontrolü. PiVOLKA, 3(12), 7-10.
2- http://www.psikologu...etay.asp?id=261

#586 Kullanıcı Çevrimdışı   renk 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 1.560
  • Kayıt tarihi: 05-Eylül 05

Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2010 - 22:11

buraya eklediğin yazı uzun diye iş yerinde çıktısını aldım ama okumaya fırsat kalmadı. Okuyunca yazcam inşallah...bu öfke kontrolü ilgimi çeken bir konudur.

#587 Kullanıcı Çevrimdışı   dodo 

  • SimurG
  • Grubu: uye
  • İletiler: 2.250
  • Kayıt tarihi: 09-Ekim 08
  • Gender:Male

Eklenme Tarihi: 24 Eylül 2010 - 21:28

Resmi ekleyen

Yeşil Mandalina kan temizleyicidir. Kalp ve damar rahatsızlıklarına karşı koruyucu etkisi vardır. Damar setliğine ve felçe karşı yararlıdır. Sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır.Kolesterolün ve yüksek tansiyonunun düşürülmesinde etkili olur. Mandalina uykusuzluğa karşı da yararlıdır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Gribe karşı fayda sağlar. Yaz aylarının sonuna doğru yetişen bu yeşil mandalina çıkalı 20 gün kadar oldu.Üstelik de fiyatı 1-1.5 TL civarında. Limon sıkacağı ile kullanarak sıkın ve için. ohşşşş.afiyet olsun şimdiden beiie_y

Not: Limon sıkacağı önemli , kollu makinalar kabuğundaki asiti de meyve suyuna karıştırdığı için tavsiye etmiyorum-

#588 Kullanıcı Çevrimdışı   kzltmr 

  • Psipsina di svizera
  • Grubu: uye
  • İletiler: 17.252
  • Kayıt tarihi: 30-Ağustos 05
  • Gender:Male
  • Location:acıbadem/ist

Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2010 - 14:56

Bağışıklık Sistemimiz Neden Güçsüz Kalır?

Alıntı

Kişinin tehdit ve baskı unsurları karşısında duyduğu endişe ve gerginlik olarak tanımlanabilen stres fiziksel ve duygusal olarak iki ana başlıkta toplanabilir.

Fiziksel strese neden olan etkenler ise;
UV ışınları
Kötü beslenme
Alkol
Uykusuzluk
Stres iki şekilde de organizma için zararlıdır. İkisinin de birbirine dönüşümü mümkündür.

Stres belirli bir düzeyi aştığı zaman vücutta belli başlı bazı hormonal sistemleri bunun yanında da bağışıklık sistemini zayıflatır.

Uzun süreli kronik stres bağışıklık siztemini zayıflatarak sağlığımız tehdit eden durumlara neden olur. Bu durumlar;
Vücudun infeksiyonlara karşı direncini azaltır.
Üst solunum yolu infeksiyonlarına yakalanma riskini 3-5 misli artırır.

Kanser ve ülserin görülme sıklığında artışa neden olur.
Baş, omuz ve sırt ağrılarına neden olabilir.
Kalp krizi riskini artırır.
Kronik yorgunluk sendromuna neden olabilir.
Metabolizmayı bozarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.


Bold işaretlediğim üzere, son dönemlerdeki üzüntü, gerginlik, stress gibi yaşanmışlıklarım, neticede ilk serince havalarla birlilkte beni (fena halde) fena etmiş bulunmaktadır. 2n ci hafta oluyor yahu,çüşş yani _big;
Bu durumumdan nevizadede rakı kadehlerine buz doldurmanın kesinlikle suçu yok. Sorun bağışıklık sistemini çökerten gelişmeler!
Her zamanki araştırmacı kişiliğimle bla? kendim için aradığım "neden- niçin- nasıl" sorularının cevabını bağışıklık sistemiyle ilgili makalelerde bulmaktayım... Yukarıda küçük bir kesitini sizlerle de paylaşayım da kulağınıza küpe olsun :huh:

#589 Kullanıcı Çevrimdışı   des 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 1.809
  • Kayıt tarihi: 02-Kasım 07

Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2010 - 15:14

Mevsim değişikliği de etkili sanırım.
Sabah soğuk bir sonbahar yaşıyoruz, öğlen yaz..

Ben de, tam kendimi toparladım derken bu defa omuzum tutuldu. Yaklaşık iki saattir de, belim yoklamaya başladı.
"Biri çenen tutulsun" demiştir, yanlış yere vurmuştur beddua" _big; diyorum ama sanırım dikkatsizlikten.
Ya da kızıl söylediği gibi, belli etkenler kaynaklı bağışıklık sistemim yerlerde :huh:

Tekrar geçmiş olsun kızıl.

#590 Kullanıcı Çevrimdışı   renk 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 1.560
  • Kayıt tarihi: 05-Eylül 05

Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2010 - 15:16

dodo, 24.09.2010, 21:28 tarihinde yazdı.

Resmi ekleyen
ohşşşş.afiyet olsun şimdiden :huh:


Evet ben de bol bol alıp hem kendim hem oğluma hazırlıyorum. Ama çok ilginç bişey var. Ben ne zaman bu şekilde ciddi ciddi C vitamini alsam hemen grip oluyorum. Burada benim için bir ters orantı var.
Yani C vitamini al grip olma değil, C vitamini al grip ol...
Bu nasıl oluyor bunu hayatımda kaç defa tecrübe ettim _big;

#591 Kullanıcı Çevrimdışı   kzltmr 

  • Psipsina di svizera
  • Grubu: uye
  • İletiler: 17.252
  • Kayıt tarihi: 30-Ağustos 05
  • Gender:Male
  • Location:acıbadem/ist

Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2010 - 15:19

Bu forum yaşlandı dökülüyor canım :huh:

#592 Kullanıcı Çevrimdışı   des 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 1.809
  • Kayıt tarihi: 02-Kasım 07

Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2010 - 15:24

:huh: desem de.. _big;

#593 Kullanıcı Çevrimdışı   Aytence 

  • kelebenk
  • Grubu: uye
  • İletiler: 6.762
  • Kayıt tarihi: 23-Ocak 06
  • Gender:Female
  • Interests:Edebiyat/Şiir

Eklenme Tarihi: 05 Ekim 2010 - 15:52

İlahi renk! :huh:

#594 Kullanıcı Çevrimdışı   naim 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 3.329
  • Kayıt tarihi: 03-Eylül 05
  • Gender:Male

Eklenme Tarihi: 06 Ekim 2010 - 10:39

İlâç Kullananlar Dikkat!

Uzmanlar, ilaç kullananları tükettikleri besinler konusunda uyarıyor...
Prof. Dr. Yağız Üresin, ilaç kullanırken besinlerin tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Üresin, "Antidepresan ilaçlar kullanırken eski peynir, fermente edilmemiş sosis, sucuk, incir, bakla, lahana turşusu, soya sosu, tavuk veya dana ciğeri tüketmeyin. C vitaminini süt ve süt ürünleriyle almayın. Kolesterol düşürücü ilaçları greyfurt suyuyla içmeyin." dedi.

Yerinde, uygun dozlarda ve sürelerde kullanıldığında hayat kurtarıcı olan ilaçlar bazı durumlarda hayatımızı karartabiliyor. Yanlış gıdalarla alınan ilaçlar, etkileşim göstererek ilacın etkisini azaltabiliyor veya artırabiliyor. Hatta ölüme kadar götürebiliyor. Özellikle antidepresanlarla birlikte tüketilen incir, bakla, lahana turşusu, tavuk veya dana ciğeri gibi besinler kan basıncını yükselterek hastanın ölümüne sebep oluyor. Zaman'da yer alan habere göre İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yağız Üresin, ilaç kullanırken besinlerin tüketimi konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.

İlaç alımında yapılan en büyük hatalardan birisi ilaçları yanlış gıdalarla almak. Bu durumda, ilaçlar yarardan çok zarar veriyor. Ayrıca besinlerle etkileşim, ilaç kullanımının kesilmesinden sonra 2-3 hafta daha devam ediyor. Prof. Dr. Yağız Üresin, etkileşim nedeniyle ilaçların her türlü besinle alınamayacağını belirtiyor. C vitamini ilacı kullanan kişinin, aynı anda süt ve süt ürünleri almaması gerektiğini söyleyen Yağız Üresin, bu besinlerin C vitamini emilimini engellediğini ifade ediyor. Kolesterol düşürücü ilaçlarda greyfurt suyu içilmemesi gerektiğini dile getiren Yağız Üresin, "Greyfurtta bulunan kimyasal maddeler, ilaçların bağırsakta parçalanmasını sağlayan enzimleri baskılayarak ilaçların parçalanmasını geciktirir. Bu da ilaçların kanda daha çok birikmesine sebep olur. Kan düzeyi 2-16 kat artar, bu da doza bağlı yan etki riskini artırır. Bu ilaçları kullananlar, tedavi süresince greyfurttan uzak durmalı." diyor.

Özellikle antidepresan ilaçlar kullanılırken besin alımında çok dikkatli olunması gerekiyor. Bu tür ilaçlarla tüketilen bazı besinler kişiyi ölüme kadar götürebiliyor. Yağız Üresin, "Eski peynir, fermente edilmemiş sosis, sucuk, incir, bakla, lahana turşusu, soya sosu, tavuk veya dana ciğeri, tiramin proteini zengin besinlerdir. Bu besinler, asla antidepresan ilaçlar kullanılırken tüketilmemelidir. Tiramin, kan basıncını ölümcül seviyeye çıkarabilir. Baş ağrısına, kusmaya hatta ölüme sebep olabilir. Ayrıca göğüs ağrısı, ense sertliği, yüksek ateş, terleme ve taşikardiye (kalbin atım sayısının 100'ün üstünde olması) de neden olabilir." şeklinde konuştu.

Hangi ilaçla hangi besini tüketmemeliyiz?
Penisilin türevi antibiyotikleri meyve suları, kafein, domates gibi asitli besinlerle kullanmayın. Asitli besinler mide asidini artırır. Bu da mide hasarına yol açar. Böylece ilacın etkisi azalmış olur.

Kalsiyum içeren yiyecek ve vitaminler (süt, yoğurt) ve demir içeren mineralleri, tetrasiklin adlı antibiyotik kullanırken tüketmeyin.

Kansızlık tedavisinde kullanılan demir ilaçları ile kalsiyum zengini süt ve süt ürünleri, pekmez, susam, fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeleri aynı anda kullanmayın. En az 2 saat sonra tüketin. Bu besinler demir emilimini engeller ve tedaviden sonuç alınamamasına sebep olur.

İdrar söktürücü diüretik ilaçların triamterene içerenleri, böbreklerden potasyum atımını bloke eder. Potasyum artışı ise düzensiz kalp atımına sebep olur. Bu nedenle triamterene içeren diüretiklerle birlikte potasyum zengini muz, kayısı, turunçgiller, patates gibi besinler tüketilmemeli.

İdrar söktürücü kalsiyum kanal blokerleri ile birlikte greyfurt suyu tüketmeyin. Greyfurt suyu ilacın vücutta dağılmasını önler ve kan düzeyini yükseltir. Böylece ilacın etkisi artar ve zehirlenmeler meydana gelir.

Ağrı kesiciler, mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Herhangi bir besinle veya özellikle süt ile beraber bu tür ilaçları kullanabilirsiniz.


Vatan

#595 Kullanıcı Çevrimdışı   des 

  • Grubu: uye
  • İletiler: 1.809
  • Kayıt tarihi: 02-Kasım 07

Eklenme Tarihi: 06 Ekim 2010 - 11:40

Yararlı bilgiler. Sağolasın naim :lol:
Ama okurken, fena halde de sinirlendim.
Hipertansiyon ve vertigo nedeniyle, her sabah 6 tane ilaç içiyorum.
Ama hiçbir doktorum da bana, "bu ilaçlarla şu gıdaları tüketmeyeceksin" demedi.

Şimdi tek, tek kullandığım ilaçlarla yenebilecek gıdaları araştırayım en iyisi. Kahve, peynir çeşitleri gibi vazgeçilmezlerim vardır çünkü.

* Ben böyle sağlık sisteminin................. der ve susarım :wacko:

Konuyu paylaş


  • 44 Sayfa +
  • « İlk
  • 38
  • 39
  • 40
  • 41
  • 42
  • Son »
  • Konu Açamazsınız
  • Cevap Yazamazsınız

1 Kullanıcı konuyu okuyor
0 Kullanıcı, 1 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı